Mevlana Kübreviyye şeyhiydi.

Değerli okuyuculardan üç soru daha geldi, arzediyorum:

Sualler;
1-Merhum Ahmed Avni Konuk’un Mesnevi Şerihini aldım. Birinci cildini aldım. Mesnevi Şerif Şerhleri konusunda ne dersiniz, ülkemizde bu konuda gerekli incelemeler yapılmış mıdır?
2-Hz.Pir’in tarikatlara bakış açısı hayatta iken nasıldı? Hz.Pir’in görüşünü bazı müsteşrikler tarikat anlayışına karşı bir yeni anlayış olarak görür. Bunda hakikat payı var mıdır?
3-Zikir çeşitleri kabaca nasıldır? Devrani zikir, kıyam zikr. Endülüs bölgesinde tarikatlara rastladınız mı ? sanırım ispanyaya veya Fas a ziyaretiniz oldu.

Cevaplar:
1) Ülkemizde Mesnevi şerhleriinin en yaygın olanı vaktiyle Milli Eğitim Bakanlığının bastığı Veled İzbudak tercümesidir. Her Mevlevî’nin evinde bulunur. Bundan sonra Sönmez yayınevinin bastığı 16. yy.’da yaşamış Süleyman Nahifi‘yi esas alan Âmil Çelebioğlu çalışması geliyor. Sonra Konya‘da Tahir ül Mevlevi tercümesi basıldı. Bunları Abdülbaki Gölpınarlı tercümesi izledi. Arada tamam olmamış şekliyle Kenan Rüfai ve 18. yy’da Bursa‘da yaşamış Bursalı İsmail Hakkı tercümeleri var. Son basılan Ahmet Avni Konuk tercümesi yıllarca Konya‘da Dergahta beklemişti. Şimdi yayınlandı. Sivas valisi Abidin Paşa tercümesi de yenilerde yayınlandı. Yurd dışında en önemli çalışma Reynold Nicholson’a aittir. Özet bu.

2)Hz. Pir Celaleddin Rumi, Irak’lı Necmeddin Kübra‘dan mülhem Kübreviyye tarikatının büyüklerindendir. Pederleri Sultan Bahaüddin Veled ve hocaları Burhaneddin Muhakkık-ı Tırmızî Kübreviyye ulularındandı. Muhterem efendim, Müsteşriklerin külli ekserisi karnından konuşur vantriloglardır. Yüz vermeyin.

3) Zikir‘den murat ferdi zikr mi topluca zikr mi ? Zikr’in eski adı "esma sürmek"ti. Yani Cenabı Hakkın adını arka arkaya devamlı anarak, huşu içinde, kalbî ibadet. Topluca zikr’den tarikat törenleri doğmuştur. Bunlar Fez‘den Kaşgar‘a, Jakarta‘ya; Semerkant‘ tan Tombuktu‘ya, Mogadişu‘ya kadar enine boyuna tüm yeşil kuşak İslam dünyasında yaygındır. Her yörede kurucusu veya ilham kaynağının adıyle anılırlar. Endülüs ve Fas‘ta ve Afrika’nın pek çok yöresinde en yaygın tarikat, kabri şerifleri Fez‘de bulunan Ahmed ül Ticânî hz. adına varlık gösteren Ticânî tarikatıdır. Bu tarikatın üyeleri vaktiyle Türkiye’de heykel kırmakla tanınmıştı. Günümüz Endülüs’ünde Darkavî tarikatı var. Bunlar engizisyon artığı.  Özet böyle. Saygılar sunarım.

Not: Mesnevi şerhleri sorusunda Hz Şârih Ankaravî İsmail Rüsuhi Dede (vef.1630) şerhi ile Şefik Can Hoca’nın şerhlerini atlamışım. İlave ediniz.

Bu yazı Altın Sorular kategorisine gönderilmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.
  • selime

    Efendim ben çok seviyorum Şefik Can’a ait bir tercüme var birde.Bilmiyorum hiç inceleme imkanınız oldu mu, son derece akıcı bir dili var, dipnotları da gayet güzel.

  • selime

    Bir de elimde bir kitap var ‘bir mürşid’in mektupları’ adında, kitabın arka kapağında 13.yüzyılda şeyh ebu’l hasan eş-şazili’nin kurduğu şaziliyye’nin fas kolu olan darkavi tarikatı kurucusu olan mulay el-arabi ed-darkavinin bu mektupları… diye devam ediyor.Belki çok önemli bir ayrıntı değildir ama burada böyle bir ifade olunca dikkatimi çekti iletmek istedim.

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Şefik Can’ın Ötüken’den çıkan tercümesini unutmuştum, hatırlattınız iyi oldu. Şefik Hoca’yı darıltmadık. Şazeli tarikatının İstanbul’da bir tekkesi var: Beşiktaş’ta Serencebey’de Şeyh Zâfir tekke ve türbesi. İtalyan mimar Raimondo d’Aranco’nun bir şaheseri, İstanbul tekkeleri içinde “art nouveau” tarzının tek örneği… Şazeli tarikatının Darkavi bağlantısını bilmiyordum.Bakacağım. Teşekkürler.

  • İsmail

    Sayın Nezih UZEL beyefendi,İsmail ANKARAVİ’nin Mesnevi şerhinin ,şerhler içerisindeki yeri nedir?

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Darkavilerle ilk temasım İsviçre’de Titus Bruckard ile tanışmam olmuştu. Sanırım 8o’li yılların başındaydı. Lozan’da gizli din güden İsviçreli Müslüman bir ailenin aracılığı ile kendisini tanımıştım. Evine gittik. Hasta yatağında yatıyordu. Bana -Türkiyede hâlâ mürşidler var mı ? diye sordu. -Güneş balçıkla sıvanır mı ? ya şeyh…dedim. Kalktı boynuma sarıldı. Bir daha görüşmedik.Fakirin rastladığı ikinci darkavi İngiliz dönmesi Abdülkadir essufi oldu. Granada’da tekkesine gitmiştik. Bu zat daha sonra Türkiye’ye geldi. Bende olumlu bir izlenim bırakmamıştı. Allahüalem. Gıybet olmasın ama durum bu. Şazeliyye’nin bir kolu olduğuna dair verilen bilgi beni sarmadı. Merak ettim anlayacağım. Selam.

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Değerli İsmail bey’e
    Ankaravi hazretlerinin Mesnevi Şerhi Mesnevi şerhlerinin ana yasasıdır. Cenab Pir’in dizinin dibinde yazılmış gibidir. Adeta Mesnevî’nin devamıdır. Bu yüzden gerek Şerh ve gerekse Şerh’in sahibi üç yüz yıldır Mevlevilerin baş tacıdır. O bir Mevlevi evliyasıdır. Ankaravî hazretlerinin bir adı da “Şarih” tir. “Hazreti Şârih” derler. Yani “Şerheden” Ona sadece “Şârih” demeleri ve “şerh etme” fiili ile kişiliğini özdeşleştirmeleri arzettiğim hususlar dolayısıyledir. Ancak bir konu var: Hz.Şârih âslında altı cilt olan Mesnevî’yi bir cilt ilavesiyle yedi cilde çıkarmıştır. Altı cildin şerhini tamamladıktan sonra Efendi hızını alamamış bir de “yedinci cilt var…” diyerek, ortaya bir cilt daha atmıştır. Böylece Mevleviler arasında çözümsüz Bir “yedinci cilt” sorunu doğmuştur. . İşin garibine bakınız ki, bu varlığını iddia buyurduğu yedinci cild’in üslübü ilk altı cilde kusursuz uymaktadır. Acaba kendisi mi yazdı ? Yoksa Hz Pir Alemi ukbadan uzanarak mı yazdırdı ? belli değil. Bu nasıl oldu ? Yedinci cildi Efendi hazretleri nereden çıkardı ? Kimse bilmiyor. Ankaravî gibi adı efsane olmuş bir ulu kişinin Cenabı Pir’in eserine uydurma bir kitap daha eklemesi asla ve kat’a mümkün olamayacağı için bu icadın sebebi nedir ? Mevleviler bunu üç yüz yıldır tartışıyorlar. Mesnevihanlar arasında bu mesele çözülememiş, kırgınlıklara neden olmuş,iki tarafta bu alanda ekoller doğmuş, kimileri altı cilt, kimileri yedi cilt diye döğünürken ortalık toz dumana bürünmüş. Çarşamba Mesnevihanesi’nde bir Mesnevihan Hüsam Dede varmış :”Mesnevî yedi cilttir diyenleri altı cilt dedirtinceye kadar döğmeli…” dermiş. Hz. Şârih’in aziz hatırası önünde hörmetle eğilirken, konuyu Sahibine havale ederek işin içinden sıyrılıyorum efendim. Allahüalem. Hoşçakalınız.

  • İsmail

    Sayın Nezih UZEL beyefendi,açıklamalarınız için çok teşekkür ederim,elimde osmanlıcası var bende yeri nedir diye merak etmiştim.Tekrar teşekkür ederim.

  • Hüseyin Yavaş

    Efendim fakiri hatıranelerime bir sual takıldı.Şimdi mesnevi şerhi yapılıyor değil mi!Peki bu şerhleri herkes yapabilir mi yani dinayet olsun erbabı zikir olsun ne olursa olsun yani bir icazet veya manevi işaret gerekli mi? Hakka emanet olun saygılar

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Herkes yapamaz. “Mesnevihan” olmak gerekli, bunun için yani Mesnevi okutmak veya şerhetmek ve yayınlamak için “mesnevihan icazeti” gereklidir. Yani bu hizmete soyunan bir kişinin daha önce Mesnevi dersleri aldığına,dersini tamamladığına ve Mesnevi okutmaya yeteneği bulunduğuna dair hocasından yazılı veya sözlü-tanıklı bir belgesi olacak. Ancak bu kuralın geleneğin dışında bir yaptırım gücü yok. İcazeti olmadığına inandığınız kişinin ne dersine oturur ne de kitabına değer verirsiniz iş biter. Bir yanlışınız var: “dinayet” kelimesini lütfen belleğinizde “diyanet” olarak değiştiriniz. Selam.

  • Hakkı Farukoğlu

    “Dinayet” Anadolu Müslümanlığının mihenk taşlarından. Muhteşem bir espri. Delişmen bir sözcük. Her duyduğumda kahkaha atmaktan geri durmuyorum. “Dinayet” ile Hac’ca giden milyonlarca saf Türk’e selam olsun…

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Anlayamadım “Dinayet” dediğiniz nedir ?

  • Hakkı Farukoğlu

    “Diyanet” kelimesini “Dinayet” olarak telafuz eden binlerce kişiye atıftı..

  • Adil Bora

    Evet nefis bir sürçi lisan ile türemiş ama anlam farklılığı bozulmayan bir kelime Diyanet işleri yerine Din, Ayet işleri, bizi kelimenin anlamindan uzaklastırmıyor.. Gülümseten bir kelime olduğu kesin.

  • Ahmet Isparta

    Efendim,

    Avni Konuk’un şerhinin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından neşri söz konusu edilince, Feridun Nafiz Uzluk, Kemal Edib Kürkçüoğlu ve M. Nuri Gençosman’dan oluşan bir komisyona fikir sorulduğunu ve bu heyetin şerhin basılmaması yönünde karar verdiğini ve fakat üstâdınız R. Cevad Ulunay’ın bir dizi yazıyla bu durumu eleştirdiğini Savaş Barkçin’in kitabından öğreniyoruz.

    Galiba “6 ciltçiler”, “7 ciltçiler” meselesinde olduğu gibi bir meşreb farklılığı bu konuda da doğmuş.

    Bu tartışma hakkındaki kanaatlerinizi merak etmekteyim..

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Avni Konuk’un şerhi konusunda Gölpıbarlı’nıın da muhalefeti var derlerdi. Allahüalem. Bence asıl sebep dil meselesidir. Fazla bilgim yok. 6 cilt 7 cilt konusu’nun buna benzer tarafı olduğunu sanmıyorum. Bu bir dönemin münferit cilvesi, o ise uzun ve çapraşık bir iştir. Boyutlar tutmuyor.

  • İsmail

    http://video.semazen.net/?p=808 .
    Bu linkte Nezih bey’in okuduğu Dinle sözümü-Niyaz ilahi var.Harika bir yorum.Tavsiye ederim.

  • http://www.nezihuzel.com nezihuzel

    Kent Elektronik’in dizisinde, onbeş yıl önce okumuştum. 1994 olacak. O yıllarda yurt içinde yurt dışında arka arkaya CD’ler yapardık. CD icat olduğunda 1981′de Kutsi ile Paris’te dünyanın ilk CD’sini yapmıştık. Şimdi yok… Sadece çok satacak olanlar yapılıyor. Yani efendiim, iş popüler kültür oldu. Bizim piyasa dibe vurdu. O dizi 22 tanedir. Şimdiden “antikaya” girdi. Bulursanız bana da gönderin.